Baharın müjdecisi ‘cemre’

 Baharın müjdecisi ‘cemre’

Arapça kökenli bir kelime olan “cemre”, “kor, ateş” manasına geldiğinden bir kor ateşin sıcaklığının (yani baharın gelişiyle birlikte dünyaya daha kuvvetli gelen güneş ışınlarının) hava, su ve toprağa etki etmesiyle ısınmanın gerçekleşmesi kastedilmiştir. Bu etki için “düşmek” fiili kullanılagelmiştir. Dolayısıyla “Cemre düştü mü?,  ”Cemre düştü!” gibi benzetmeler halkımız arasında yaygındır.

Cemre, güneşin sıcaklığının bu üç şeye sinmesidir. Güneş zemherinin zehrini alır, soğuğun şiddetini azaltır. Cemrenin düşmesi demek, güneşin suyun buharını, havanın şiddetini ve toprağın buğusunu alması demektir. Cemre düştükten sonra toprağın donu çözülürek, bitkiler kök salmaya başlar.

Bilindiği gibi cemrelerden ilki havaya, ikicisi suya, üçüncüsü ise toprağa düşmektedir; her yıl şubat ayı sonunda başlayan takvime göre birinci cemre 19-20 Şubat’ta havaya, ikinci cemre 26-27 Şubat’ta suya, üçüncü cemrenin 5-6 Mart’ta toprağa düşerek birer hafta arayla havada, suda ve toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişidir. Cemrelerin sona erip toprağın canlanmaya başlaması bir bahar bayramı olarak kutlanmıştır.

Cemrelerin düşüş sıralamasında önce hava ısınıyor gibi görünse de hava doğrudan güneş ışınları ile ısınmaz aslında. Meteorolojik olarak ısınma sıralaması toprak- hava- su şeklindedir.

Cemrenin düşmesiyle birlikte

  • Cemre, havaya suya ve toprağa düşünce kış şiddetinin gücü kırılır ve iktidarını yavaş yavaş kaybetmeye başlar. Bunun farkına varan nebatata bir cesaret gelir ve saklandıkları yerden çıkmaya başlarlar. Cemreyle beraber içlerindeki kış korkusu da kalkar.
  • Cemrenin baharın müjdeleyicisi olduğunu, cemrenin düşmesiyle beraber çimenlerin tazelendiğini, suların coştuğunu söylenir.
  • Cemrenin düşmesi, gülistana gelecek olan bahar mevsimimin habercisi olduğu söylenir.
  • Doğaya cemrenin düşmesi, baharla beraber bolluk ve bereketin de geleceğinin işaretidir.

Cemrenin düşmesiyle ilgili inanışlar

Halk düşüncesine göre her cemrenin düşüşüyle birlikte hava, su ve toprak ısınmaktadır. Yine halk arasındaki inanışa göre “uzun bacaklı cemre yağmurları” yağmazsa o yıl bereket olmaz. Tokat bölgesi efsanesinde cemre gökte yaşayan yiğit bir delikanlı olarak geçer. Bu delikanlı uzaktan gördüğü dünyayı merak etmiş; önce havaya düşmüş, sonra toprak ananın kızlarından birine âşık olmuş. Bunun üzerine delikanlı suya düşmüş, orada yıkanıp temizlendikten sonra toprağa düşüp sevgilisine kavuşmuş.

Türk-Altay halk kültüründe ve mitolojisinde ilkbaharda görünüp titrek ışık saçarak gökyüzüne yükselen ve adına “İmre, İmere veya Emre”  bir “cemre cini” olduğuna inanılırmış. İmre, ışıklar saçarak göğe yükselir, sonra buzların üstüne düşerek onları eritirmiş. Oradan de yere iner. Daha sonra ısınmış topraktan buhar yükselirmiş. Ekin işlerine bundan sonra başlanarak hayvanlar bundan sonra otlağa çıkartılırmış.

Divan şiirinde cemre

Divan şiirinde cemreyi konu alan şiirler Cemreviyye olarak adlandırılmıştır. Cemreviyye türünde yazılan şiir oldukça azdır. Diğer mevsim ve tabiat unsurlarına göre daha az yer verilen Cemreviyye, şairlerce rağbet görmemiştir. Cemre bahar mevsimini müjdeleyen haberi verir. Halk inanışları arasında yer alan soyut bir kavram olmasının yanında takvimsel bir olgudur. Bu sebeplerin yanında divan şairleri, bahar ile ilgili tasvirleri ve mefhumları; Bahariyye ve Nevruziyyelerde geniş olarak yer verdiklerinden ötürü cemrenin bu iki türün arasında kullanım alanı daralmıştır.

Cemre, bir doğa olayı anlamının dışında Divan şiirinde benzetme unsuru olarak da yer almıştır. Karamanlı Aynî beyitinde, sevilinin yüzünün parlaklığı ve sıcaklığı ile cemre arasında bir bağlantı kurar iken Şeyhülislam Yahya da sevgilinin yüzünün akis’inin gözüne düşmesi ile beraber gönlüne düşen aşk ateşini, cemrenin suya düşmesi ve suyun hararetlenmesi ile bir tutar.

Divan şiirinde daha çok, küçük bir kor parçası şekliyle ve yakıcılığıyla şiirlerde konu edilen cemreye, diğer mevsim ve tabiat unsurlarına göre daha az yer verilmiş, şairlerce pek rağbet görmemiştir. Bu türde kaside nazım şekliyle yazılan ve şu ana kadar tespit edilebilen tek örneği Bosnalı Sâbit’in ‘cemre’ konulu kasidesidir. Şair bu şiirinde cemrenin ilk önce anlamından yola çıkarak, tabiattaki değişimleri anlatmış, sonraki beyitlerde ise cemreyi soyut bir kavram olarak gönüllere düşen bir ateş şeklinde mazmunlaştırarak, cemrenin kullanım alanını biraz daha genişletmiştir.

Sitemizdeki diğer haber yazılarını okumayı unutmayın.

Ramazan Karakaya

2 Comments

  • Gerçekten çok mükemmel bir yazı olmuş , herşey tek tek dile getirilmiş ve çok güzel bir bilgi olmuş. Okumaktan fazlasıyla keyif aldım. Elinize yüreğinize sağlık 😊👏👏👏

    • Beğenip keyif aldıysanız ne mutlu bana. Geri dönüş yapıp yazımla ilgili güzel düşüncelerinizi belirtiğiniz için beni sevindirdiniz çok teşekkür ederim.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir