Deyimler bilmecesi

 Deyimler bilmecesi

Deyimler dilin kendine özgü anlatım biçimini ifade eden önemli göstergelerdir. Dillerin ifade kabiliyetlerine zenginlik katan deyimler oluşumları bakımından farklı yapılar arz ettiği görülürmüştür. Nitekim üst komşumuzda kriz ile birlikte yaşanan yeni gelişmeler üzerine “Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: Herkes köprüleri attığında Rusya ile kim konuşacak?” şekilde içinde deyim bulunan bir açıklama yapması üzerine bu yazımda deyimler üzerinde durmaya karar verdim.

Öncelikle “köprüleri atmak” deyimi TDK’da; “bir işten vazgeçme veya geri dönme imkânı kalmayacak biçimde kesin bir davranışta bulunmak” olarak tanımlanmıştır.

Deyim Kavramı Türk dilinde deyim terimi için önceleri “darbımesel, ıstılah ve ta’bir” kelimeleri kullanılmıştır. Özellikle Tanzimat’tan Cumhuriyet Dönemi’ne kadar kullanılan “ta’bir” terimi, hikmetli sözlerin genelini kapsar. Özellikle Cumhuriyet Dönemi’nden sonra 1935 yılında yayımlanan Osmanlıcadan Türkçeye Cep Kılavuzu adlı eserde; “ta’bir” yerine “deyim” terimi kullanılarak bu kullanım günümüze kadar ulaşmıştır.

Anlam dünyasının zenginliği açısından

Bir kavramı, bir durumu, ya çekici bir anlatımla ya da özel bir yapı içinde belirten ve çoğunun gerçek anlamlarından ayrı bir anlamı bulunan; kalıplaşmış sözcük topluluğu ya da tümce olarak tanımlanan deyimlerin sadece Türkçede değil dünyadaki pek çok dilde anlam zenginliği, etkileyicilik gibi özellikleri bünyesinde taşıdığı bilinmektedir.

Anlam dünyasına zenginlik katan deyimlerin bu özelliği ise; “dilin yaratıcılık özelliğinin ve şiirsel işlevinin inceliklerinin sergilenmesi” olarak düşünülmektedir. Birden fazla sözcüğün bir araya gelmesi ve gerçek anlamlarından sıyrılarak farklı bir anlamsal yapının ortaya çıkması neticesinde oluşan deyimler; oluşumları ve toplum tarafından kabul görerek kullanılır hale gelmeleri bakımından farklı süreçler izlemektedir.

Deyimlerin filizlenişi, doğuşu ve seyahati

Bazı deyimlerin ortaya çıkışına “tarihteki bazı olayların kaynaklık ettiği; bazılarının kaynağının çeşitli halk inanışlarına dayandığı; bazı deyimlerin ise değişik olayların insan düşüncesinde özet olarak bıraktığı imgelik biçimler neticesinde” ortaya çıktığı düşünülmektedir.

Deyimlerin ilk ortaya çıkışı hususunda ise “Deyimler de, atasözleri gibi başlangıçta bir kişinin yaratısıdır. Zaman içinde benimsenip kullanıldıkça yaratıcısı unutulmuş, dilin ortak varlığı durumuna gelmiştir.” görüşü belirtilir.

Bunların yanında diller arasında çeviri yoluyla deyimlerin farklı coğrafyalara taşınması da mümkündür. Çeviri neticesinde birbirlerinden etkilenme “aynı kökten, aynı kaynaktan gelme dillerde görülebildiği gibi Türkçeyle Farsça gibi, kültür akrabalığıyla birbirine çok yaklaşmış; önemli ilişkiler kurmuş dillerde de özellikle göze çarpar”.

Deyimlerin dilbilimi üzerinde önemi

Deyimler, edebiyat ve halk bilimi açısından olduğu kadar dilbilim bakımından da önemli sözlerdir. Bu öğeler, dilin içyapısını, anlam özelliklerini, kullanımdan düşmüş kelimelerin etimolojik takibini kolaylaştırır. Deyimlere bakılarak dillerin kendine özgü yanları ortaya çıkarılabilmektedir. Bu durum, milletlerin gerçekleri dile getirmedeki anlayış ve anlatış biçimini gösterir.

Sitemizdeki diğer haber yazılarını okumayı unutmayın.

Ramazan Karakaya

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir