Enflasyona endeksli tahvil ve süper bono

 Enflasyona endeksli tahvil ve süper bono

Türkiye ekonomi tarihinin Çiller döneminden bildiği “süper bono” ve enflasyon korumalı tahvil kısa ve uzun süreli finansman gereksinimlerinin karşılanmasında piyasalarda beklenti yarattı.

Tahvil ve bono

Her ikisi de finansman ihtiyacını karşılamak için borçlanma seneti olarak kullanılmaktadır. Borçlanan ise Hazine yani devlet olmakla birlikte özel şirketler de söz konusu kıymetli kağıdı ihraç edebilir. Bu borçlanma araçlarını ayıran en önemli özellik ise vade: Vadesi bir yıldan az olan “Hazine Bonosu”, vadesi bir yıl ya da daha uzun olanlar “Devlet Tahvili” Kamu kesimi borçlanma senetleri olarak tanımlanıyor. Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) ise, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın yurtiçi piyasalarda ihraç ettiği Devlet Tahvili ve Hazine Bonolarının ortak adı.

Kamu kesimi borçlanma senetleri

  • Hazine bonosu: Hazine tarafından vadesi bir yıldan az olarak ihraç edilen ve iskontolu olarak satılan borçlanma senetleridir.
  • Devlet tahvili: Vadesi bir yıldan fazla olarak ihraç edilen, itibari değerleri eşit, ibareleri aynı olarak çıkarılan menkul kıymetlerdir.

Tahvili satın alan, belirli bir vade sonuna kadar elinde tuttuğunda, belirli miktarda bir getiri elde ediyor. Vade sonunda elde edilen gelir karşılığında kıymetli kağıt da yerine teslim ediliyor. Yani tahvil sahibi, tahvili çıkaran kurumun alacaklısı oluyor. DİBS ihraçlarının çok büyük bir kısmı ihale yöntemi ile gerçekleştiriliyor.

Bütçe açığını finanse etmek için DİBS ihracı yapan Hazine, her ayın son iş gününde, bir sonraki ayın borçlanma stratejisini duyuruyor. İhale takvimi üç aylık olacak şekilde yayınlanıyor. DİBS’lere ilişkin kıymet türü, vade tarihi, ihraç edilen DİBS kuponlu ise, kupon ödeme tarihleri ve faizlerine ilişkin özellikler de bu duyurular da yer alıyor.

Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından birincil piyasada ihale yöntemiyle ihraç edilen Hazine Bonosu ve Devlet Tahvilleri, doğrudan Merkez Bankası şubeleri vasıtasıyla (herhangi bir komisyon ödemeksizin) alınabileceği gibi, banka, aracı kurum gibi bir aracı vasıtasıyla da (komisyon ödemek suretiyle) elde edilebiliyor.

Tahvil çeşitleri

Devlet İç Borçlanma Senetleri’ni kupon ödemeli olanlar ve kupon ödemesiz olanlar diye ikiye ayırmak mümkün. DİBS için kullanılan kavram “faiz ödemesi” değil, “kupon ödemesi”. Kupon, bir menkul kıymetin dönemsel olarak faiz ödemesini ifade ediyor.

Kupon ödemeli devlet tahvillerinde, ilk ihraçta belirlenen tarihlerde ödeme yapılıyor. Başlangıç vadesi genellikle bir yılda uzun oluyor ve kupon ödeme periyotları, bir ay, üç ay, altı ay olarak belirleniyor. Kupon ödemesiz DİBS’ler ise vadesi boyunca kupon ödemesi içermiyor. Vade sonu değeri üzerinden, belirli bir faiz oranı ile iskonto edilerek satışa sunuluyor. Kupon ödemeli devlet tahvilleri de kendi arasında sabit faizli ve değişken faizli olarak ayrılıyor.

Enflasyona endeksli tahvil nedir?

Tüketici Fiyatlarına Endeksli Devlet Tahvilleri, yeni bir ürün değil. Bugün de kullanılıyor. Hatta 2022’de ihraç edilen enflasyona endeksli tahvillerin vadesi 2032’ye kadar uzanıyor. Söz konusu ürün, ilk kez enflasyonun yüzde 70’lere dayandığı 1998-1999 yıllarında ihraç edilmişti. Ülkenin gördüğü en büyük krize gidilirken bırakılan bu yöntem, enflasyonun yüzde 8’lere kadar düştüğü 2007’de geri geldi. Bugünlerde açıklanması beklenen enflasyona endeksli tahville ilgili olarak ise vade, faiz oranları gibi detaylar belli değil.

Süper bono nedir?

Süper bonoyu “süper” yapan şey ise, üç ya da altı ay gibi oldukça kısa vadeyle çıkması ve piyasadaki faizin çok üzerinde bir reel faiz getirisi sağlaması. Süper bono, 1993-1996 yılları arasında Başbakanlık yapan Tansu Çiller döneminde hayatımıza girmişti.

1990’ların başında başlayan yüksek kamu harcamaları, beş yıl dolmadan hükümetin ayağına dolanmaya başlamış, 1994’e çok ciddi bütçe açığı ve cari açıkla girilmişti. Çiller’in düşük faiz politikası ısrarıyla, piyasada para bolluğu oluşmuş, bu para, planlananın tersine borsaya gitmemiş, faizleri düşürmemiş aksine daha fazla dövize yönelime neden olmuştu.

1994’ün ocak ve nisan ayları arasında Türk Lirası, dolar karşısında yüzde 160’ın üzerinde değer kaybetti. Oluşan panik havasıyla dövize hücum hızlandı. Kararlar kapsamında lirada devalüasyona gidildi, kamuya personel alımı durduruldu, işçilerin fazla mesai ücretleri düşürüldü, başta TEKEL ürünleri ve akaryakıt olmak üzere vergi oranlarında çok ciddi artışlar yapıldı.

5 Nisan kararlarında bir ay sonra, dövize talebi yavaşlatmak, kısa dönemli kamu borçlarını ödeyebilmek amacıyla hükümet, yüzde 400 faizli borçlanma kağıtlarını (süper bono) piyasaya sürdü. Tansu Çiller, yüzde 80-85 seviyesindeki politika faizini aşağı çekmek isterken bir anda yüzde 400’lük bir faizle karşı karşıya kalmıştı.

Süper bono, Çiller’den yedi yıl sonra eski Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş döneminde gündeme geldi. Halk arasında “Derviş bonosu” denilen ürünün amacı döviz piyasasını sakinleştirmekti. Mart 2001’de yüzde 194 faizle 98 günlük olarak gerçekleşen “süper bono” ihalesine rekor talep gelmişti. Dönemin parasıyla 7,4 katrilyon lirayı bulan talep, Hazine’ye üç ay kadar nefes aldırmıştı.

Sitemizdeki diğer haber yazılarını okumayı unutmayın.

Ramazan Karakaya

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir