FAİZSİZ SİGORTA

 FAİZSİZ SİGORTA

Katılım Sigortacılığı Nedir?

           Katılım sigortacılığı: Ülkemiz açısından çok yeni bir uygulama olan katılım sigortacılığı, karşılıklı yardımlaşma ve dayanışma esaslarına dayalı sigorta yöntemi olarak ifade edilebilir. Başka bir ifade ile tanımlayacak olursak katılım sigortacılığı; katılımcıların kendileri ile diğer katılımcıların tazminat veya birikim ödemelerine ilişkin taleplerinin karşılanmasını teminen oluşturulan risk fonuna katkıda bulundukları, söz konusu fonun sigortacılık faaliyeti yapmasına izin verilmiş bir sigorta şirketi tarafından katılım finans ilkelerine uygun olarak yönetildiği ve ortak risk paylaşımı ile dayanışma esaslarına dayanan sigorta türü olarak ifade edilmektedir.

           Sigorta sektörünün geliştirilmesi açısından önemli hareket noktalarından birisi sigorta ürün çeşitliliğinin artırılmasıdır.

Ürün farklılaştırılmasının bir ayağı, piyasa da halihazırda sunulan ürünleri, inanç veya etik hassasiyetleri nedeniyle yeterli ve uygun görmediği için bu ürünlere mesafeli yaklaşan kişilere hitap edilmektedir. Bu amaca yönelik olarak sigorta piyasasında son dönemde yoğun bir şekilde tartışılmaya başlanan katılım sigortacılığı, söz konusu finansal kapsayıcılığın önemli bir örneği olarak karşımıza çıkmaktadır. Sigorta sektöründe ve dünya uygulamalarında daha çok Tekafül veya İslami Sigorta olarak bilinen bu sigorta türü; geleneksel sigortacılık ile birçok ortak noktayı barındırmakla beraber, bazı temel noktalarda geleneksel sigorta anlayışından ayrılmaktadır.

Geleneksel sigortaya ilişkin görüşlerde, geleneksel sigorta aleyhine yapılan değerlendirmelerde;

Temel olarak sigortacılık,

Garar (Belirsizlik), Meysir (Spekülasyon/kumar), Riba (Faiz) unsurlarını içermesi nedeniyle uygun görülmemektedir.

Sigortayı dinen sakıncalı gören Alimler, ortak risk paylaşımı ile karşılıklı yardımlaşma esaslarına dayanan, katılım sigortacılığı çerçevesinde gerçekleştirilen sigortacılık faaliyetlerini uygun görmekte ve sigortacılık faaliyetleri açısından önermektedir.

Katılım Sigortacılığının Temel İlkeleri

İngiltere’den Güney Asya ülkelerine kadar geniş bir coğrafyada uygulama alanı bulan İslami finans ve katılım sigortacılığı uygulamaları; mezhepsel, kültürel, ve siyasi farklılıklar nedeniyle farklı hukuk alanlarında farklı pratiklere tabi olabilmektedir. Söz konusu farklılıklara karşın katılım(faizsiz) finans konularında iki temel uluslararası kuruluş ortak uygulama prensipleri geliştirmeye çalışmaktadır.

Bu örgütler daha çok, Orta Doğu ekolünü yansıtan ve muhasebe ve denetim konularında standartlar yayınlayan Bahreyn merkezli İslami Finans Kurumlarının Muhasebe ve Denetim Örgütü (AAOIFI).

Daha çok Uzak Doğu Asya ekolünü yansıtan düzenleyici ve denetleyici otoriteler için uluslararası standartlar geliştiren Malezya merkezli İslami Finansal Hizmetler Kuruludur (IFSB).

Katılım Sigortacılığı Sistemi Açısından Dört Temel İlkeden Bahsetmek Mümkündür

1.Risk Transferi Yerine Risk Paylaşımı Esasına Dayanması

Geleneksel sigorta uygulamasından ayrıştığı temel husus, risklerin sigorta şirketine transfer edilmesi yerine karşılıklı yardımlaşma ilkesine uygun olarak katılımcılar arasında paylaşılmasıdır. Bu farklılığın arkasındaki saik, sigorta sözleşmesinin garar ve kumar özelliklerinin ortadan kaldırılması veya azaltılmasıdır.

2. Fonların Ayrıştırılması

Geleneksel sigorta uygulamasında sigortalılar, risklerini bir prim karşılığında sigorta şirketine devretmekle ve bu primlerin sahibi sigorta şirketi olmaktadır.

Katılım sigortacılığı uygulamasında ise, katılımcılar rizikolarının büyüklüğü oranında ödedikleri katkı primleri ile risk fonu adıyla bir fon oluşturmakla ve katılım sigorta şirketi bu fonun sorumluluğunu üstlenmemektedir.

3. Likidite İmkanı (Faizsiz borç, karz-ı hasen)

Sigortalıların katkılarından oluşan risk fonunun açık vermesi durumunda katılım sigorta şirketinin, söz konusu fona faizsiz borç(karz-ı hasen) sağlayarak risk fonunun açığını kapatma yükümlülüğü bulunmaktadır.

4. İslami İlke ve Esaslara Uygunluk

Katılımcılardan toplanan fonların yatırıma yönlendirilmesi sürecide dahil katılım sigorta şirketinin her işleminin temel İslami kriterlere uygun olması gerekmektedir. Bu itibarla; Katılımcı fonlarının faiz içeren enstrümanlarda değerlendirilmemesi ve İslam’ın uygun görmediği faaliyetlerde bulunan alanlara yatırım yapılmaması temel zorunluluklardandır.

Şirket faaliyetlerinin İslami ilke ve esaslara uygunluğu danışma komitesi tarafından takip edilmektedir.

Katılım Sigortasının İşleyiş Mekanızması

Karşılıklı yardımlaşma ve gönüllü katkı esaslarına dayalı sigorta yöntemi olan katılım sigortacılığı yapılanmasının işleyişi 7 başlık altında ele alınabilir.

 1. Katkı Primi

Katılımcıların risk fonu yararına ve ortak risk paylaşımı ve dayanışma esasları doğrultusunda riskin karşılanması için ödediği tutardır. Kısacası; katılım sigortacılığı çerçevesinde katılımcıların sigortalıların ödediği prim katkı primi olarak adlandırılmaktadır.

2. Risk Fonu

Katkı primi ödemeleri ile bunlardan kaynaklanan gelirlerin biriktirilmesi ve tazminat veya birikim ödemeleri ile yasal yükümlülükler de dahil olmak üzere yapılan harcama ve giderlerin karşılanması için oluşturulan fondur.

Geleneksel sigortadan farklı olarak;

Katılımcılar tarafından ödenen katkı primleri doğrudan sigorta şirketinin geliri olarak görülmemekte; katkı primleri, tazminat veya birikim taleplerinin karşılanması için risk fonunda toplanmaktadır.

Ayrıca katılım sigortacılığı mantığında

Risk fonu katılım sigorta şirketinin malı olmamakla, katılım sigorta şirketi söz konusu fonu katılımcılar adına sigortacılık prensiplerine uygun olarak yönetiminden sorumlu olmaktadır. Katılım sigorta sisteminin geleneksel sigortadan en önemli farklarından birini teşkil eden fonların ayrıştırılması ilkesidir. Buna göre,

Katılım sigorta şirketi, katılımcıların katkılarından oluşan risk fonu ile sermayedarlarının fonunu ayrı yönetmek durumundadır.

3. Tazminat veya Birikim Ödemeleri ile Bakiye İadesi

Katılımcıların katkı primleri bunların gelirlerinden oluşan risk fonunun dönem içindeki tazminat ve birikim ödemeleri ile sigortacılık faaliyetine ilişkin diğer masrafların karşılanmasından sonra risk fonunda geriye bir tutar kalmışsa buna “bakiye” denir. Geleneksel sigorta mantığında şirkete kalan bu tutar, katılım sigortacılığı prensipleri çerçevesinde katılımcılara iade edilebilir. Bakiyenin sigortalılara iade edilmesine ise, “bakiye iadesi” denir.

Katılım sigortacılığının geleneksel sigortadan en önemli farkları arasında yer alan “Bakiye İadesinin” katılım sigortacılığı ürünün satışı sırasında doğru bir şekilde katılımcılara aktarılması gerekmektedir. Özellikle poliçe tanzim aşamasında “hasar olmazsa, şirket primini iade eder” gibi iddialı, sigorta ve bakiye iadesi mantığını tam olarak içermeyen satış stratejilerinden uzak durulması gerekmektedir. Şu husus unutulmamalıdır ki; katılım sigorta şirketinin temel görevi mümkün olduğu kadar çok bakiye iadesi dağıtmak değil, sürdürebilir ve sağlıklı işleyen bir risk fonunun varlığını sağlamaktır.

4. Katılım Sigorta Şirketi

Sigorta sözleşmelerinin hazırlanması, katkı primlerinin toplanması, tazminatların ödenmesi ve sigortayla ilgili diğer teknik ve yasal işlemleri yapmakla yükümlü olan, bir başka ifadeyle, risk fonunun sağlıklı bir şekilde yönetiminden sorumlu olan şirkettir.

5. Likidite İmkanı (Faizsiz borç, karz-ı hasen)

Şirket tarafından likidite imkanı yoluyla risk fonuna aktarılan tutar, ilerleyen dönemlerde fonda oluşan pozitif bakiyeden karşılanabilir. Yönetmeliğin 5. maddesinde de belirtildiği üzere, risk fonunda bir açık olması durumunda, katılım sigorta şirketi, oluşan dar boğazın aşılması için fona faizsiz borç (karz-ı hasen) sağlamakla yükümlüdür. Bu faizsiz borç, şirket tarafından ilerleyen dönemde fonun fazla vermesi durumunda tahsil edebilmektedir.

6. Yönetim Ücreti

Şirketin her bir sözleşmeden aldığı “yönetim ücretinde” veya risk fonunun yönetiminden elde edilen yatırım gelirlerinin paylaşımında gizlidir. Katılım sigorta şirketleri, tanzim ettikleri her bir poliçeden maktu veya nisbi oranda yönetim ücreti alırlar. Katılım sigorta prensipleri gereği, maktu tutarın veya nisbi oranın sözleşme öncesinde belirli olması ve sigortalılara sözleşme tanzim aşamasında belirtilmesi gerekmektedir.

7. Danışma Komitesi

Şirket faaliyetlerinin temel İslami ilke ve esaslara uygunluğunun sağlanmasından ve takibinden sorumludur. Danışma komitesinin tanımından da anlaşılacağı üzere, şirket bünyesinde oluşturulması veya söz konusu hizmetin dışarıdan hizmet alımı ile gerçekleştirilmesi mümkündür.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir