Nağmedar – Abdülbaki Paşa Darülkurrası

 Nağmedar – Abdülbaki Paşa Darülkurrası

Seyahate çıkarken gezilecek yerler listesi yapmak, çoğu zaman size güzel ve planlı bir gezi imkânı sunar. Fakat bazen ana güzergâhtan çıkıp tali yollara girmek gerekir. İşte tam da bu esnada karşımıza mütevazi ihtişamıyla nağmedar çıkmaktadır. İslam geleneğinde, Kur’an kıraati ve Arapça öğretilen, hafız yetiştirilen medrese bölümlerine Darülkurra denirdi. Merkezefendi Darülkurrası 1608’de Abdülbaki Paşa tarafından, Mimarbaşı Sedefkar Mehmet Ağa’ya yaptırılmıştır.

“Yer, mekân, ev” gibi anlamlara gelen “dâr” kelimesiyle “okuyan” anlamındaki “karî” kelimesinin çoğulu “kurra”nın birleşmesinden meydana gelen “dârülkurrâ” lafzı, Kur’ân-ı Kerim’in öğretildiği, bir bölümünün veya tamamının ezberletildiği ve kıraat ettirildiği mektepleri isimlendirmek için kullanılmıştır. Bu kurumlar dârülkur’ân ve dârülhuffâz olarak da anılır. Şehr-i Istanbul ve dahi tüm Osmanlı coğrafyasında eğitim sisteminin önemli bir ayağı olan dârülkurrâlar, yıllar boyu birçok kurrâ hafızın yetişmesine de vesile olmuştur.

Abdülbaki Paşa, bu yapıyı Sultanahmed Camii’nin de mimarı olan Sedefkar Mehmet Ağa’ya kendisine türbe olarak olarak yaptırmış, ancak Merkez Efendi’nin türbesinden daha büyük ve heybetli olduğunu görünce haya edip Darülkurra (kur’an-ı kerim eğitimi yapılan yer) olarak düzenlettirmiş ve kabrini bahçesine hazırlatmıştır.

Abdülbaki Paşa

1565’te Edirne’de doğan Abdülbaki Paşa, Yeniçeri Ocağı’nda yetişti. 1614’te başdefterdar, sonra Bosna Valisi, 1621’ de tekrar başdefterdar oldu. Genç Osman vakasında işten el çektiyse de, konağı yağma edilerek Cezayir’e sürgüne gönderilmiştir. 1624’te vezirlik payesiyle üçüncü defa başdefterdar oldu. 1625’ Abaza Mehmet Paşa isyanını bastırmak için çıkılan Anadolu seferinde ordu merkezi Tokat’ta vefat etti. Cenazesi İstanbul’a getirilip buraya defnedilmiştir. Baki Paşa‘nın nüktedan bir kişiliği vardı.

Sedefkar Mehmet Ağa

1562’te Rumeli’nden İstanbul’a devşirilen Sedefkar Mehmet Ağa, Hasbahçe’de yetişti. 20 yıla yakın Mimar Sinan’dan, onun ölümü ardından Mimar Davut Ağa’dan, sonra da Dalgıç Ağa’dan ilim öğrenmiştir. Osmanlı’nın geniş coğrafyasında dolaştı ve görev yaptı. 1598’te Su Nazırı, 1606’ da Mimarbaşı oldu. 1616’da vefat etti. Tezene çalan ve yaptığı sedef işlerinden kazandığını fakirlere dağıtan Sedefkar Mehmet Ağa, Sultan Ahmet Camiinin mimarı ve caminin sedef kakmalı kapısının ustasıdır.

Abdülbaki Paşa Darülkurrası

Darulkurra’nın mimarisi klasik Osmanlı üslubunu yansıtır. Kare planlıdır. Kubbeli duvarları kesme küfeki taşıyla örülmüş; kuzey duvarının eksenindeki basık kemerli kapısıyla alt sırayı oluşturan dikdörtgen pencereler mermer sövelerle çerçevelenmiştir. Bu pencerelerin üzerinde, sivri kemerli ve alçı revzenli tepe pencereleri vardır. Kubbeye geçişi sağlayan tormpların etekleri mukarnaslarla donatılmıştır. Asıl binaya geçmeden önceki giriş bölümünde dikdörtgen planlı türbe ve Abdülbaki Paşa ile Sultan Ahmed Camii kürsü şeyhi Mehmed Eşref Efendi’nin (ö. 1880) kabirleri bulunur.

Girişin üzerindeki levhada sülüs hatla; “Selamun aleykum tıbtum fedhuluha halidin” (sene) 1027 yazılırdır: “Size selam olsun. Tertemiz oldunuz. Haydi ebedi kalmak üzere buraya girin.” (Zümer suresi 73. ayet)

Bir dönemin sıbyen mektebi, ardından depo; 1970’li yıllarda çocuk kütüphanesi olarak kullanılan bina, daha sonra terkedilmiştir. 2007’de İstanbul Valiliği’nin desteğiyle Zeytinburnu belediyesi tarafından restore edilmiştir. Günümüzde Zeytinburnu Belediyesi tarafından  Nağmedar adıyla musiki meşki için kullanılmaktadır.

Sitemizdeki diğer haber yazılarını okumayı unutmayın.

Ramazan Karakaya

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir