TMS 37 Standartı

 TMS 37 Standartı

Günümüzde globalleşmenin etkisiyle ticaret uluslararası boyut kazanmıştır. Ticari işlemlerin uluslararası nitelik kazanması, finansal tabloların hazırlanmasında ortak bir dil kullanılmasını gerekli kılmıştır. TMS 37 Standartı da bu doğrultuda ortaya çıkmıştır.

Yatırım kararı alacak olan kişiler için finansal tablolarda yer alan bilgiler son derece önem taşımaktadır. Finansal tablolarda yer alan bilgilerin, gerçeği yansıtan; şeffaf ve kıyaslanabilir olması uluslararası ticaret için vazgeçilmez bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır.

Türkiye, dünyada ortaya çıkan standartlaşma çabalarının gerisinde kalmamış ve uluslararası standartlarla uyumlu Türkiye Muhasebe Standartlarını oluşturmuştur. Bu standartların iyi anlaşılabilmesi ve uygulanabilmesi uluslararası arenada Türkiye’nin de var olabilmesi açısından son derece önemlidir.

TMS 37 Karşılıklar, koşullu borçlar ve koşullu varlıklar standardının incelenmesi

TMS 37 Karşılıklar, Koşullu Borçlar ve Koşullu Varlıklar Standardı, “15/02/2006 tarih ve 26081 sayılı Resmi Gazete’de” 01/01/2006 tarihinden sonraki dönemde uygulanması üzere yayınlanmıştır.

Standardının amacı; işletmenin, finansal tablolarını düzenlerken karşılıklarına, koşullu borçlarına ve koşullu varlıklarına ilişkin, uyması gereken usul ve esasları açıklamaktır. Ayrıca finansal tablo kullanıcılarının bu bilgileri doğru bir şekilde anlamaları için ihtiyaç duyulan bilgilerin mali tabloların dipnotlarında açıklanmasını sağlamaktır (KGK, TMS 37: md. 1-9).

Ayrıca TMS 37’nin diğer bir amacı; muhasebenin temel kavramlarından “ihtiyatlılık” kavramına uygun olarak, işletmenin karşılaşacağı risklere önlem alınmasını sağlamaktır. Böylelikle finansal raporlamanın gerçeği yansıtacak şekilde hazırlanması sayesinde, ilgililerin çıkarları gözetilmiş olacaktır.

Karşılık İle İlgili Diğer Tanımlar

  • Yükümlülük: Geçmiş olaylardan kaynaklanır ifası halinde ekonomik kaynakların işletmeden çıkmasını gerektirir.
  • Sorumluluk Doğuran Olay: İşletmenin söz konusu yükümlülüğünü yerine getirmekten başka bir seçeneğinin olmaması sonucunu doğuran; hukuki veya zımni bir kabulden doğan yükümlülük oluşan olaydır.
  • Hukuki yükümlülük: Sözleşme yasal düzenleme veya diğer kanuni uygulamadan kaynaklanan yükümlülüklerdir.
  • Zımni kabulden doğan yükümlülük: İşletmenin geçmiş uygulamaları, yayımlanmış olduğu politikalar veya işletmenin belirli sorumlukları üstleneceğine ilişkin taahhüt etmesine üçüncü kişilerin bir beklenti içine girmiş durumu zımni kabulden doğan yükümlülük olarak tanımlamaktadır (TMS 37, 2019: 2).
  • Koşullu Borç: Gelecekteki bir olayla teyit edilecek geçmiş bir olası yükümlülük veya geçmiş olaylardan kaynaklanan mevcut bir yükümlülüktür. Bu yükümlülüğü yerine getirmek için ekonomik fayda içeren kaynakların işletmeden çıkışının (%50’den az) muhtemel olmamasıdır. Yükümlülük tutarının güvenilir olarak ölçülmemesidir (Damnoenwong , 2021).
  • Koşullu Varlık: İşletmenin geçmiş olaylarından kaynaklanan ileride gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli olamayan varlıktır (TMS 37, 2019: 2).

TMS 37’ ye göre karşılık kavramı

TMS 37 de karşılık kavramı “gerçekleşme zamanı ve tutarı belli olmayan yükümlülükler” şeklinde ifade edilmiştir. Geçmişte oluşan bir olay sebebi ile ortaya çıkan; ödenecek olmasına rağmen miktarı tam olarak öngörülemeyen veya miktarı belli olsa bile ödemenin zamanı; tutarı ve ödenip ödenmeyeceği belli olmayan borçlar bu tanımın kapsamındadır.

Standardın bahsettiği “belirsizlik” durumu burada önemlidir. Eğer yükümlülük tutarı ve zamanı kesinse, o zaman ticari borç veya tahakkuk olarak tanımlanmış olur. Burada karşılık aranmaz (Mahutova, 2015) .

Karşılıklar, işletmenin yükümlülüklerini belirtirler. Tutarı kesin olarak bilinemeyen ya da bilinse bile ne zaman tahakkuk edeceği belli olmayan değerlerdir. Bu nedenle karşılıklar bilançonun pasifinde borç ve gider karşılıkları içinde yer alır ve aktifi düzenleyici olan hesaplardan farklı bir fonksiyonu vardır. Karşılığın tanımı TMS 37 standardında; tutarı ve zamanı belli olmayan borçlar olarak ifade edilirken, Türkiye Muhasebe Uygulamalarında karşılık kavramı ise; değerleme, gider ve yedek niteliğindeki karşılıklar olarak ifade edilir (Cemalcılar, 2001: 9).

Bu farklılığın sebebi; Türk Mevzuatında kullanılan karşılık kavramının, hem standartta belirtilen şekilde hem de değerleme ve yedek niteliğindeki karşılıkları ifade etmek için kullanılmasıdır (Çetin ve Akarçay Öğüz, 2010: 427).

İşletmeler, karşılıklarını, koşullu borçlarını ve koşullu varlıklarını muhasebeleştirirken aşağıda belirtilen durumlardan kaynaklananlar hariç tutulmak şartıyla, TMS 37 hükümlerini uygular.

  • İşletmenin ayıracağı karşılığın konusu standartta başka bir konuyu ilgilendiriyorsa bu standart yerine ilgili standardın uygulanması gerekir. (KGK, TMS 37: md. 2-5)
  • TMS 37’de belirtildiği gibi bazı ülkelerde karşılık kavramı, varlıkların defter değerindeki değişikliklerle ilgili olan; amortismanlar, varlıklarda değer düşüklüğü ve şüpheli alacaklar gibi terimler içinde kullanılmaktadır. İfade edilen bu terimler TMS 37’nin karşılık tanımına girmemekte, dolayısıyla bu standardın konusuna da girmemektedir (Özkan ve Kocamış, 2011: 192).

Kısacası Bilançonun aktifini düzenleyen, yukarıda belirtilen kalemler varlıkların kayıtlı değerini düzeltmek için yapıldığından bu standardın konusu içinde yer almaz (KGK, TMS 37: md. 7). İşletme “TMS 36 Varlıklarda Değer Düşüklüğü “Standardı çerçevesinde; varlıklarda değer düşüklüğü olup olmadığını kontrol eder (TMS 37, 2019: 1).

Karşılıkların Oluşması

Yükümlülük doğuran olay karşılıktır. Eğer yükümlülük yoksa karşılıkta doğmaz. İşletme yönetimi yükümlülük için karar veremeyebilir. Yükümlülüğün olma ihtimali olmama ihtimalinden yüksek ise yükümlülük varmış gibi kabul edilir.

Yükümlülük sebebi ne ise sorumluluk doğuran olay o dur. Sorumluluk doğuran olay ise iki şekilde ortaya çıkar. Hukuki kabul; Hukuki olarak sorumlu olduğu kabuldür. Zımni kabul ise; işletme veya işletme yönetimin kendi kabulünden sorumlu olduğu yükümlülüğüdür.

Karşılıkların Diğer Yükümlülükten Farkı

  • Karşılıklar, ait olduğu ödemeye ilişkin olarak gelecekte yapılacak harcamanın zaman ve tutarının kesin olmaması nedeniyle; ticari borçlar, tahakkuk ve diğer yükümlülüklerden ayırt edilebilir (Gençoğlu, 2007:274).
  • Karşılıklar ayrı olarak gösterilirken; tahakkuklar ise genellikle ticari veya diğer borçların bir parçası olarak gösterilir (TMS 37, 2019: 3).
  • Bilançonun yükümlülük kısmında farklı kalemler yer almaktadır. Ticari borçlar ise konusu belli, faturası gelmiş ve ne zaman ödeneceği bellidir. Gider Tahakkukları ise önceden ne kadar ödeme yapılacağı bellidir. Fakat faturası henüz gelmemiştir (Şavlı, 2014: 189).

Karşılıklar, bazı koşulların varlığında finansal tablolara yansıtılır (TMS 37, md.14). Burada belirtilen maddeden hareketle bir sonraki yazımızda “Karşılıkların Muhasebeleştirme Kriterleri” üzerinden kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Sitemizdeki diğer haber yazılarını okumayı unutmayın.

 

Ramazan Karakaya

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir